Çarşamba, Kasım 22, 2006

Şu anda mutfakta ıspanak ve karalahana yıkıyorum ve de yeni neler yapabilirim veya yemek yapmak zevkini nasıl aşılayabilirim diye o an aklıma neler satın aldığımız nasıl,nerede, ne miktarda, evde mutlaka olması gerekenler, bunlarla ilgili bir şey yazmamıştım bir de en önemlisi "insanlara yemek yapıyor musunuz dediğimde" vakit yok o yüzden geçiştiriyoruz dedikleri ! Herşeye vakit bulurken bizim için en önemli yaşam kaynağımızı geçiştirebilyorduk. Bunlar tekrar aklıma geldiğinde vakit olmadığı için yemek yapmama ve de geçiştirme fikrini nasıl ortadan kaldırabiliriz diye düşünmeye başladım. Öncellikle yemek yapmak için malzemeniz olmalıyıdı sizlerin severek seçerek satın aldığınız, dolabı açtığınızda kerevizlere havuçlar lahanalar size bakmalıydı beni pişir ve de faydalıyım diye ! demek ki önce sevdiğiniz ve temel malzemeler alınmalıydı. Kış mevsiminde bunlarla neler olabilir. Öncellikle bakliyat (kırmızı ve yeşil mercimek),bulgur, pirinç,makarna,tarhana çeşitleri,barbunya,kuru fasulye,nohut,kuru börülce.Çok güzel dolapları olan mutfaklar yapıyoruz ya işte bu malzemeleri o dolaplara yerleştirmeliyiz. Yağ çeşitleri kurabiyeler için en bitkiselinden margarin, salatalar için güzel bir sızma zeytinyağı günlük yemekleriniz için riviera tipi zeytinyağı azıcık daha lezzet katmak için tereyağı, sonra mevsimine göre sebzeler, tüketme ve dayanıklılık listesine göre az miktar alınmış salata malzemeleri ,çeşitli baharatlar, patates,soğan bunlara eklenecek çok şey var tabii burada önemli olan bunları pişirmek istemeniz.

Yemek yapmak yok yok yaşamadaki her şey içinde sevgi varsa güzel oluyor. Bunların içinde en önemli olanı yemek yemek ve yapmak.
Ben yemek yapmayı ve sunmayı çok seven biri olarak, bu sevgimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Gerçekten yemek yapmayı ve yemeyi seven, damak tadı gelişmiş, yeni tatlar denemek isteyenlere yardımcı olmak isterim.
Cafe günleri içinde otuzlu yaşlara gelmiş, yeni evlenmiş, okul,iş derken evde ne bulursa yemek zorunda kalmış çok insanla tanışmıştım.Hepsinin düşüncesi beni akşam evlerine götürmekti. Hatta cafenin kapanış günlerinde evlerinin mutfağını bile öneren olmuştu. İşte bu yüzden eğer yemek ile ilgili bir isteğiniz varsa, ben hazırım, hem öğretmek, hemde yemek yapmak için. Önerilerinizi bekliyorum.


Şimdi bir kereviz salatası yapacağım hemen size de anlatayım.
Kereviz Salatası
2 adet kereviz
2 adet havuç
1 kase yoğurt
1 yemek kaşığı yağ
ve de ceviz
Kerevizleri ayıklayıp rendeleyin hatta robottan geçir öok daha beyaz taneleri daha güzel oluyor.
Havuçları da rendeleyin. Yağ tavaya koyun rendelenmiş kerevizleri ekleyin kısık ateşte kerevizleri hafifce soteleyin 19 dk kadar, salata kasesine alın , havuçları da kerevizleri aldığınız tavada soteleyin. Havuçlarıda salata kasesine alın üstüne sarmısak vede tuz ile iyice cırpılmış yoğurdu ekleyin güzelce karıştırın. Servis sırasında üstüne bol ceviz serpebilirsiniz.
Kereviz ve de havuçları sotelemeden de yapılabilir her ikisini de deneyin

Pazar, Kasım 19, 2006

Aslında dün farkettim ve de bu sayfalarda yazmam gerektiği düşündüm ben biliyor ve seçiyordum ama acaba hepimiz dikkat ediyor muyuz? Kadın erkek farketmez dışarda yedikleriniz de dahil yediğiniz yiyeceklerin tazeliğine evet sadece tazelik ne kadar dikkat ediyoruz. Neden yazdım annem burada ve de bize barbunya getirmişti bu seneki ve de eylül ayında kurutulmuş, barbunya kuru olanı akşamdan ıslatılır. Ben de ıslattım ger zaman da dikkat ederim geniş bir kaba boşaltır, ayıklar içinde yamuk yumuk olanları ve de yemeyecek maddeleri ayıklarım. Bir de özellikle dikkat etmeniz lazım herhangi bir bakliyatı yıkamaya başladığınız zaman dibe çökenler birda su üstünde yüzenler vardır. Su üstünde kalanlar çürük elmadır, onları kesin ayıklayıp atın. Akşamdan ıslattığım barbunyalar o kadar tazeydi ki sabah baktığımda hepsi dalından yeni koparılmış gibiydi bu yüzde pişme süresi azaldı. Çok lezzetli oldu. Bunları sizelere yazmalıydım. Evinize aldığınız yiyecek maddelerini lütfen önemseyin mutlaka o sene ki ürün olmaasına dikkat edin. Bütün bunlar ve sağlığınızı hem damak zevkinizi hem de cebinizi ilgilendiriyor.Bu yazıdaki amacım satın alacağınız herşeye özellikle yiyeceklerinizi pırlanta yüzük alır gibi düşünmeniz, çünkü o sadece sizin dış görüntünüzü etkiler, olsa da olur olmasa da ama yiyecekler vücudunuzun ayakta kalmasını, güzel olmanızı, ruhunuzun sağlamlaşmasını ve de o yüzüğü taşıyabilir olmanızı sağlar. Karnınızı doyurmaya çalıştığınız her madde aslında sizin bundan sonraki günlerinizin de habercisi olacaktır. Kendi elinizle ve de paranızla bedeninizi ve de yaşamınızı yok etmeye çalışmayın. Yediklerinize dikkat edin satın alırken de dışarı da yediğinizde de.


Bu kadar barbunya lafı ettim tarifini de yazayım umuyorum ki herkes biliyordur.

Zeytinyağlı Barbunya

2 bardak barbunya (akşamdan ıslatılmış)
2 soğan
2 havuç
2 yemek kaşığı zeytinyağı
4 diş sarmısak
1 yemek kaşığı salça
2 domates
Eğer kereviziniz varsa kereviz sapları
maydanoz
nane
1 yemek kaşığı şeker

Akşamdan ıslatmış olduğunuz barbunyayı ocağa koyun üstünü örtecek su ekleyip haşlayın, haşlama süresi kaynadıktan sonra en fazla 10 dk olamalı. Tencereye ay doğranmış soğanları ve yağ koyun bir taşım kavurun havuçlar küp ve verev olarak doğrayıp tencereye ekleyin. Havuçlarınızın birazcık renkleri çıksın sonra salçayı ekleyin salçanında kokusu çıkana kadar kavurun, haşlanmış süzülmüş barbunyaları tencereye ekledikten sonra hafifce karıştırın, şekeri,tuzu, küp doğranmış domates ve sarmısaklarıda koyduktan sonra üstünü az geçecek kaynamış su ilave edin. Kaynamaya başlayınca ocağı kısın kereviz saplarınıda ekleyin,barbunyalar yumuşayıncaya kadar pişirin. Ocağı söndürdükten sonra yemeğinizi aynı gün yiyecekseniz serin bir yerde 10-15 dk dinlendirin. Yiyeceğiniz kadarını servis tabağına alın üstünü ince doğranmış maydanoz ve nane yaprakları ile süsleyebilirsiniz.

Cumartesi, Kasım 18, 2006

Kış sebzeleri içinde gerçekten çok farklı ve lezzetli olan çok sebze var, bunlardan biride pırasa, börek, çorba,zeytinyağlı ve de salatalara soğanyerine kullanılana bilen çok güzel bir sebze ben cafe sırasında pırasa ile çok çeşitli tatlar denedim ve de çok beğenildi. Cafede sebzeli kreplerde yapardım. Bugün evde yine kreple yapılan ama tam misafirlerinize ana yemek olarak sunabileceğiniz çok şık bir pırasalı yemek denedim. Biraz uğraşacaksınız ama sonuç mükemmel olacak.
Bugün ben bu yemekleri denereken annem neden uğraşıyorsun bildiğiniz şeyleri yapı dedi. Bir an düşündüm hep bildiğimiz şeyleri yaparsak yeni tadları nasıl bulacağız yada yemek yapmak hep bildiğimiz şeyler yapmak mı?


Fırında pırasalı krep

1 kilo pırasa
4 adet domates
2 soğan
3 diş sarmısak
kekik,karabiber,kırmızıbiber
Kaşar peyniri

Krep için
1 yumurta
1 bardak un
1 bardak süt

Öncellikle pırasaları iyice yıkayıp incecik doğrayıp tencereye koyun susuz ve de yağsız olarak,kısık ateşte pıraslara kendi sularını verip çekene kadar pişsin. Pırasalar çok su verecekler o yüzden yanacak diye korkmayın arada ezmeden karıştır. Pırasalar suyunu verip çektikten sonra bir yemek kaşığı zeytinyağı,tuz ve baharatları özellikle kekiği ekleyin bir taşım karıştırıp ocağı kapatın. Pırasalara biraz 2 yemek kaşığı kadar kaşar peyniri ekleyin. Pırasalar pişerken krep malzemesini iyice çırpın evinizindek teflon bir tavada istediğiniz boyutta krepler elde edin,küçük bir tavanız varsa 1 kepçe yeterli olacaktır. Bu malzeme ile 8 adet krep oluyor.
Küçük bir tencereye soğanları küp doğrayın az yağda hafif kavurup, domatesleri ekleyin. Domatesler suyunu verip çektikten sonra ocağı kapatın.
Şimdi sırası ile bir fırın tepsisine en alta domatesli sosu dökün, krepleri sırasıyla geniş bir tabağa serin pırasalı karışımı bir kenarına 2 kaşık kadar koyup sarıp, domatesli sosunun üstüne dizin. Hepsi bittiğinde üstüne kalan kaşer peynirini döküp sıcak fırında 10dk fırınlayın. İsretseniz beşamel sosda yapabilirsiniz. Deneyin pırasada vazgeçemeyeceksiniz.

Eğer iç malzemeniz kaldı ise geri kalanı yufka ile de deneyebilirsiniz.

Cuma, Kasım 17, 2006

Annem geldi yani bizim yörenin tarhana çorbasına kavuştuk. Tarhana bence yörelere has o yörede bol bulunan malzemelerle kış için hazırlanmış çok lezzetli ve sağlıklı çorba çeşitleri, aslında her tür sebze ile çorba yapabiliriz ama yoğurtlu tarhana çorbası başka
Doğal malzeme satan yerlerden bulabilirsiniz. Yazın bol ayran ve döğme yani aşurelik buğdayla kaynatılıp parçalar halinde kurutulan ve de kışın ıslatılıp pişirilen bir çorba.
Bu çorba için gerçekten damak zevki yeni bir şey deneme merak olmalı ve önyargılı olmamalı
Cafe de bu çorbayı kış boyunca hafta da bir kez yapardık. Benim çok sevdiğim bir müşterim yok yok kardeşim Uğur kesinlikle 2 kase yerdi. Çünkü Bitlisliydi ve de bu tadı biliyordu. Kulakları çınlasın.

Yoğurtlu Tarhana Çorbası

8-10 parça tarhana
5 bardak su
nane
yağ
kırmızıbiber
İstenirse 1 kase yoğurt

Kuru tarhana parçalarını çukur bir çorba tenceresine koyun bol su ile iyice yıkayın yıkama suyunu dökün sonra üstünü biraz geçecek gibi suyu ekleyin 2-3 saat ıslanması için bekleyin, akşam yemeği için çorba yapacaksanız öğlenden sonra ıslatın yemeden bir saat önce pişirin, ıslanacağı için bir taşım kaynadıktan sonra çorbanız hazır demektir. Islatmış olduğunuz suyu ile ocağa koyun kısık ateşte kaynamaya başlasın, kaynadıktan 10 dk sonra kıvamını kontrol edin, eğer isterseniz bir kase yoğurdu çorbanın suyu ile ılıtıp çorbanıza ekleyebilirsiniz. Küçük bir tavada bir kaşık tereyağı veya zeytinyağı ısıtın kırmızı biber ve naneyi ekleyin ,çorbanızın içine dökün. Çok lezzetli ve de sağlıklı bir çorba denemiş olacaksınız. Hiç yağ koymadan da yenilebilir.

Çarşamba, Kasım 08, 2006

Daha önce yazdığım elmalı turtayı bu sefer yapılış şeklini değiştirerek denedim.Görüntüsü çok şık ve lezzetli bir elmalı kek oldu yazmak istiyorum deneyin sizde beğeneceksiniz.

Elma dilimli kek

2 yumurta
1/2 su bardağı şeker
limon suyu ve limon kabuğu rendesi
1,5 bardak un
Bir çay bardağından az eksik riviera tipi zeytinyağı
2 elma
kabartma tozu
1 çay kaşığı tarçın

yumuta ve şekeri iyice çırpın, un limon suyu,kabuğu,yağ ve de kabartma tozunu ekleyin yine elinizde yumuşak bir hamur olacak. Elmaları ince dilimler halinde doğrayın. Kare şeklinde borcamı alın dbini yağlayın, elinizle tepsinin dipine bir avuç toz şeker serpin, üstüne elma dilimlerini muntazam bir şekilde dizin. Elma dilimlerinin üstüne hazırladığınız yumuşak hamuru yavaşça dökün ve kaşık yardımı ile düzgünce yayın. Hamurun üstüne gerikalan elma dilimlerini düzgün olarak dizin, elmaları üstüne yine elinizle bir avuç şeker serpin, biraz da tarçın ekleyin. 150 derece 5 dk ısıtılmış fırına koyun 20-25 dk sonra muhteşem bir elmalı kekiniz olacak.
Alta dizmiş olduğunuz elmalar hamura gömülecek ve de çok lezzetli olacaktır.

Zencefilin faydaları yazmakla bitmiyor özellikle de üşütmelerde sıcak çaylara bir çay kaşığı ekleyip için çok faydasını göreceksiniz. Şimdi zencefilli kurabiye pişerken evinizdeki kokuya bayılacaksınız.

Zencefilli kurabiye

2 su bardağı un
1 bardak şeker
1 yumurta
kabartma tozu
100 gr en bitkiselinden margarin ve 3 kaşık tereyağı
1,5 çay kaşığı zencefil
1 tatlı kaşığı vanilya

Bütün malzemeyi karıştırın yumuşak elinize yapışmayan bir hamur elde edin belki bir miktar daha un ilave edebilirsiniz. Ama hamurunuz yumuşak ve de şekil verilebilen bir hamur olacak.
Fırın tepsisini yağlayın, fırın 170 derece yakın sonra kurabiyelere şekil vererek tepsiye dizin, asıl şekil 2cm kalınlıkta tam yuvarlak olmayan hafif kedi dili görüntüsünde olmalı ama şart değil isterseniz kalp şeklide de yapabilirsiniz. kurabiyeleri tepsiye dizdikten sonra üstlerine elinizle azar azar toz şeker serpin, fırın biraz sıcak olsun çünkü kurabiye pişirirken sıcak fırın önemli kurabiyeler yayılmıyor ve de kabararak pişiyor. 10 dk içinde çay ve kahvenin yanında yiyebileceğiniz çok lezzetli kurabiyeleriniz hazır olacak ayrıca sabah işe giderken de çantanıza 2-3 tane atmayı unutmayın.


Hazır şimdi tam zamanı ıspanaklar çok güzel bütün uzmanlarda ama yeşil sebzeler yiyin diyor. O zaman size yeşil bir çorba

Yeşil çorba

1/2 ıspanak
2 patates
1 havuç
1 adet kereviz saplarıyla birlikte
bir top karnıbahar
bir top brokoli
1 soğan
tuz. karabiber.1 yemek kaşığı yağ
1 çay kaşığı muskat

5 bardak suyu derin bir tencereye koyup ocağı yakın suyu kaynadıktan sonra ayıklanmış sebzeleri sırasıya, havuç, kereviz, patates,brokoli,karnıbahar,soğan ve de ıspanak iri parçalar halinde kaynamış suyun içine atın , kaynadıktan sonra ocağı kısın. Eğer maydanoz varsa onu iyice yıkayıp sapları ile birlite tencereye ekleyin. Sebzeler iyice pişince el blendırı ile hepsini ezin yoğun ve yeşil çorbanız hazır bir damla yağ katın. Yoğunluğuna siz karar verin. Tuz ve baharatları ekleyin son olarak da muskat hemen sağlıklı ve şık bir çorbanız oldu. Eğer bu sebzelerden herhangi biri yoksa önemli değil evde hangisi varsa yapabilirsiniz.

Pazartesi, Ekim 30, 2006

Ekim ayı bitmeden kış sebzeleri tamamlanmak üzere çünkü daha geç bekliyordum ama yerelması da çıkmış. Bende kış sebzelerinin yeri başka hepsi daha gerçek gibi geliyor bana bir kerevizin bir pırasanın ve de yerelmasının tadını yaz sebzelerin de bu kadar yoğun ve belirgin değil gibi neyse hakkını yemeyelim bir semiz otu , bir bamya çok lezzetli ve de şık sebzelerdir.

Cafe süresince yerelmasını çok kullandık ve her zaman ki gibi hiç tatmamışlara yedirmeyi başardık. Başardık diyorum yerelmasını hiç bilmeyen çok insan var. Ya da unutmuş diyelim. Daha eerken ama zeytinyağlı yerelması tarifi yazmak istiyorum. Bu arada görüntüsü farklı biraz yamuk yumuk ama kış sebzelerinin çoğunda olduğu gibi çiğde yenilebiliyor, patates gibi haşlayarak, közlenerek bunu annem söyledi kış akşamları otururken yanmış ateşin küllerine gömülürmüş, çorbası, pilavı, sıcak yemeği, böreği.... yani aklınıza gelecek her şekilde yenilebilir.

Ben ilk fırsatta kiş yapıp sizlere yazacağım.

Kış sebzelerinide sayalım. Pırasa, havuç (bu da nasıl güzel ve şık bir sebze her şekilde yiyebilirsiniz), kereviz, lahana, kara lahana, pazı,ıspanak, karnıbahar, brokoli, yerelması, kırmızı lahana,turp çeşitleri (şimdilerde hiç aldınız mı bilmiyorum ama bana çok lezzetsiz geldi biraz havaların soğumasını bekleyelim daha lezzetli hale gelebilir), bal kabak

Meyvelerde yerlerini aldı, nar, ayva,mandalina şu ara siyah üzüm, elma...

Unutmadan bir şey daha yazayım HÜNNAP hiç aldınız mı şu ara pazarlarda satılıyor lütfen bir deneyin muz fiyatına gibi ama tadı muhteşem çok farklı ve lezzetli

Zeytinyağlı Yerelması

1/2 kg yerelması
2 adet havuç
2 kaşık zeytinyağı
2 adet soğan
1/2 fincan pirinç (koymasanız da olur)
1 limon suyu,tuz ,şeker

Yerelmalarını ince olarak soyup limonlu suya atın. Soyma işlemi size ağır gelmesin pişdikten sonra çok hoşunuza gidecek. Tencereyi ocağa koyun yağ ve dörde bölünmüş soğanlarla bir kavurun hemen havuçları ister yuvarlak isterseniz uzun olarak soğanlara ekleyin. Ocakta 5 dk havuçların hafif renklerini vermesini bekleyin sonra büyüklüğüne göre ikiye veya üçe büyük parçalar halinde doğranmış yerelması eklenir. Büyük olma sebebi yerelması bütün sert görüntüsüne rağmen çok çabuk pişen bir sebzedir. Üstüne tuz, bir yemek kaşığı şeker 2 su bardağı kaynamış su konduktan sonra 5 dk kaynatılır burada eğer pirinç koymak isteseniz ekleyin. Ocağı kısın yemeğinizden gelen o mis gibi yerelması kokusunu hissedin . Servis sırasında geniş bir kayık tabağa tencereden yavaşca koyun. Üstüne bol dereotu maydanoz karışımı ekleyin. yerelmsı pişince bembeyaz bir görüntüsü oluyor bu yüzden masanızda çok şık duracaktır.

Pazartesi, Ekim 16, 2006

Yemek yapmak nasıl bir duygu, duygu mu? İhtiyaç mı? İhtiyacımız var diye mi yemek yaparız veya yeriz veya bu tamamen içgüdüsel bir şey mi? Bu konu beni hep düşündürmüştür. İnsan yanlız olsa yemekle bağı ne kadar olur? Ama ailesi varsa hele de çocukları varsa yemek onun için ne kadar önemli olur. Ya da her şekilde insan doyabilir sadece insan demiyelim biz yedi boyunca dünya güzel bir köpeğimizle yaşadık.20 ay önce kaybettik. Adı Betiş idi. Aslı onu sokak da bulmuştu ve hayatımızdaki en anlamlı yedi yıl böyle başlamıştı. Konuşmayan ve gülmeyen ama bizi herşeyden çok seven bir canlımız vardı. Betişle ilgili çok anı yazarım ama burada anlatmak istediğim en önemli konu yemek ve doymakla ilgili, bizler sabah evden çıktığımız da onun için koyduğumuz mamasına biz gelene kadar hiç dokunmamasıydı. Bütün gün karnı aç olduğu halde hiç yemezdi ama birimiz geldiğinde önce bizi karşılar sonra mama kabında bir tek mama alır bizim karşımızda onu yer sonra bu işlemi tekrarlamaya başlardı. Ben bunu gördüğüm her gün ona vermek istediği mesajı aldığımız söylerdim " sizinle olmak istiyorum-siz varsanız yemek yiyeceğim" İşte bir yemek yemek hikayesi gerçek ama insan böyle düşünür mü acaba evet yemek hayatımızda ne kadar yer tutabilir yemek mi? hazırlamak mı? sunmak mı? yaşamak mı? ihtiyaç mı? veya kaç kişi için veya ne için aç kalabiliriz?