ÖNCELİKLER
Aslında ben hayatımdaki önceliğin tamamen değiştiğini 1978 temmuz 28’in de anlamıştım. Artık ben veya aile içindeki diğer kişiler değil, yemek değil, içmek değil, gezmek değil, giymek değil, alışveriş etmek değil, hayatın herhangi birşeyinden zevk almak değildi. Tek öncelik anne olmuştum ve artık benim bir kızım vardı. Bana göre onun yaşaması, nefes alması, yemesi, içmesi , sanki ömür boyu bana bağlı olacak.
Bu yazdıklarım çok kısa bir dönemde değişmeye başlıyor, bana göre kırkı çıkmadan ortaya çıkıyor, onun istediği gibi davranmaya başlıyorsunuz. Ağladığında emzirmek, altını değiştirmek, gazını çıkarmak gibi...
Çetin Altan’nın bir yazısında yeni doğmuş bir bebekle ilgili insanların yaşadıkları panik heyecan ve de ilk defa oluyormuş gibi davranmaları ile ilgiliydi. Yazıda Çetin Altan diyordu ki insanlar her yeni bebekte duydukları panik ve heyecanı hayata yeniden başlamak, yeni bebeğin insanlara umut vermesi olarak açıklıyordu. Ben bu yazıya bayılmıştım. Her bebek, nerede doğarsa doğsun yeni bir heyecan ve yeni bir umuttu.
Hatta bu bakma ve öncelik işine öyle bağlanmıştım ki, kızım nefes aldığı sürece ben de nefes alabiliyordum. Bu konuyla ilgili o kadar çok şey yazabilirim ama burada anlatmak istediğim, benim bütün hayatımı öncelliklerimi hatta bu son yıllarda insanlara karşı daha temkinli olmayı öğreten değiştiren kızım evleniyor.
Bu yüzden önceliklerim yeni doğmuş bir bebek gibi değişip onun düğün hazırlıklarına yöneldi. Bu yüzden bloğa yazamıyorum. Kaç günden beri bunun bir açıklaması olmalı diye düşündüm. Sizlere yazmalıydım. Ama başlangıç ne olmalı? Nihayet bugün buldum. Öncelikti. Tabii ki yemek yapıyorum, alışverişe gidiyorum. Yani hayatım devam ediyor. Ama aklımın tamama yakın kızımın düğün hazırlıklarında, böyle olunca yazı yazmak sanki daha sonraki konu yani benim önceliğim değil!
Sonra düşündüm insanın çocuğunun olması demek ; onu büyütmek, bildiklerini ona öğretmek, bütün hayatında rahat ve mutlu yaşaması için elinden geleni yapmak, bizden sonraki yaşamında daha huzurlu ve rahat olması için ona yardımcı olmak, en önemlisi doğru kararlar vermesini sağlamak valla hepsi çok zordu. Ama çok heyecanlı ve yorucuydu.
Hergün öğrendikleri ile size dönüp sen bu konuda yanlış düşünüyorsun cümlesini duyana kadar büyümüş olmalarını kabul etmek çok zor oluyor. Çocuk büyütmenin en güzel yanı da sürekli uyanık ve sakin olmalısınız. Hangi anda sizi şok edecek sözler söyleyecek bilmiyorsunuz.
Sizin anlayacağınız biz 1,5 aydır düğün hazırlığındayız. Üstelik bizim düğün en sade, en şatafatsız olanından, çünkü benim kızım böyle istiyor. Buna rağmen herşey detay, gelinlik, davetiye , damatlık, bizim kıyafetlerimiz, salon süslemesi, menü,
Aslında bizi rahatlatan evleri hazırlanmıştı. Sadece geriye düğün yeri, düğün günü, davet edilecek insanlar, davetiye, ....Buna rağmen benim yüreğim ağzımda, sakinleşeceğim, ne zaman düşündüm, ilk konuklar kapıdan girdiği zaman.
Bu arada pazarları kaçırmamaya çalışıyorum. Bolca enginar pişirdik. Hatta bazı günler sadece enginar yedik. Koşuşturmadan yemek yapamadığımız günlerde enginarlar limon, bir tatlı kaşığı un ve bir tatlı kaşığı zeytinyağı ile haşlayıp yanına da bir salata çok sağlıklı bir akşam yemeği haline dönüşebiliyordu. Bezelyeler çok güzeldi, Dolma biberler daha lezzetli olmaya başlıyor. Biber dolması yaparken pirince biraz bulgur ekleyin çok daha lezzetli oluyor. Benim kızım mantarcılık okuyor, geçen hafta istirdye şeklinde kendi yetiştirdikleri mantarlardan getirdi.
Pilav gibi bir şey olsun dedim. Arpa şehriye pilavı yaptım. Mantarlı,kabaklı,soğanlı ve kırmızı biberli çok lezzetli ve şık bir pilav oldu.
Soğanları küp doğradım, bir diş sarmısak, mantar,kırmızı biber,kabakları soteledim. Şehriye miktarına göre suyu ekledim.( bir bardak şehriye,2 bardak su gibi) Sebzeler biraz pişince şehriyeleri ekledim. Üstüne bir domates doğradım. Tuz karabiber , altını kısıp suyunu çekene kadar pişirdim. Servis sırasında derotu koyun çok lezzetli oluyor.
Çarşamba, Haziran 13, 2007
Cuma, Nisan 27, 2007
Şimdiler de kabak çoğalmaya ve daha lezzetli olmaya başladı. Hazır canım bezelyeler çıkmışken kabakla karışık güzel renkli yemekler yapabilirsiniz.
Çok güzel bir kabak yemeğimiz vardı. Hep size yazmak istedim ama herhalde yazmamışım. Çocuklarınıza ve özellikle kabak yemeği yemem diyen eşler için çok lezzetli bir kabak yemeği.
Fırında Kabak
5 adet kabak
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yumurta
3 kaşık un
Beyaz peynir
Kaşar peyniri
Tuz, karabiber
1 bardak süt
Dereotu
Kabakları dörde bölün, küçük küpler halinde doğrayın. Tavaya zeytinyağını ve küçük doğranmış kabakları koyun ocağı yakın. Ara sıra hafifce kabakları ezmeden, kabakların sularını verip çekmesi için pişirin. Çukur bir kapta bir yumurtayı,sütü ve unu iyice çırpın ve dereotu, bir avuç peyaz peynir, tuz ve karabiber ilave edin. .Kabaklar iyice suyunu çekince ocaktan alın. Bir fırın tepsisine koyup ılınmasını bekleyin. Ilındıktan sonra hazırlamış olduğunuz sütlü, peynirli karışımı kabakların üstüne dökün. Güzelce kabaklara malzemenizi yayın. 180 derece fırında pişirin. Fırında çıkmadan bir avuç kaşar peynirini üstüne ilave edin. Kaşarlar eriyince fırından çıkarın. 10 dk dinlendirin. Dilim dilim servis yapın.
Afiyet olsun.
Çok güzel bir kabak yemeğimiz vardı. Hep size yazmak istedim ama herhalde yazmamışım. Çocuklarınıza ve özellikle kabak yemeği yemem diyen eşler için çok lezzetli bir kabak yemeği.
Fırında Kabak
5 adet kabak
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yumurta
3 kaşık un
Beyaz peynir
Kaşar peyniri
Tuz, karabiber
1 bardak süt
Dereotu
Kabakları dörde bölün, küçük küpler halinde doğrayın. Tavaya zeytinyağını ve küçük doğranmış kabakları koyun ocağı yakın. Ara sıra hafifce kabakları ezmeden, kabakların sularını verip çekmesi için pişirin. Çukur bir kapta bir yumurtayı,sütü ve unu iyice çırpın ve dereotu, bir avuç peyaz peynir, tuz ve karabiber ilave edin. .Kabaklar iyice suyunu çekince ocaktan alın. Bir fırın tepsisine koyup ılınmasını bekleyin. Ilındıktan sonra hazırlamış olduğunuz sütlü, peynirli karışımı kabakların üstüne dökün. Güzelce kabaklara malzemenizi yayın. 180 derece fırında pişirin. Fırında çıkmadan bir avuç kaşar peynirini üstüne ilave edin. Kaşarlar eriyince fırından çıkarın. 10 dk dinlendirin. Dilim dilim servis yapın.
Afiyet olsun.
Çarşamba, Nisan 18, 2007
Bir kaç günden beri yazamadım. Çünkü benim kurdeşenler yine azıttı. Bir seneye yakın bir kaç çeşit ilaç içiyordum. Son bir buçuk aydır, hepsini bıraktım. Sadece çok kötü olduğum zamanlar özellikle aç karnına içiyorum, daha etkili oldu. Bir günün yarısını iyi, yarısını heryerim şişmiş, kızarmış ve bolca kaşınan bir şekilde yaşamak iyi değil, daha doğrusu yaşam kalitesi biraz düşmüş oluyor. İnşallah önümüzdeki günlerde daha iyi olacağım. Bu arada bu çeşit rahatsızlığı olanlardan öneriler bekliyorum.
Daha önce de bahsettiğim gibi geçen hafta sanat okulunun açılışı yapıldı. Çok güzel oldu. Nisan ayının son haftası itibaren cafesi de faaliyette olacak. Özellikle her yaşta bale, piyano,vurmalı çalgılar,pilates,yoga, nefesli çalgılar, oryantal....gibi sanatın birçok dalında hizmet verecek.
MODA AKADEMİ- Kadıköy, yoğurtçu parkı bitişiğinde- İlgilenenlere tel no.0216-5410051. Bale Öğretmeni ÖNAY MİSER
Ben daha şimdiden yoga için hazırlanıyorum. Benim kurdeşenlere iyi geleceğini düşünüyorum. Arkasından bir müzik aleti çalmayı çok istiyorum. Aslında gönül bale yapmak ister ama bu saatten sonra bizlere yoga daha faydalı olacak diye düşünüyorum. Bence sizler de düşünün belki de içinizde kalan bir şey vardır. Denemek lazım, ruhumuzu aydınlatmak için.
Çok lezzetli bir patlıcan dolması tarifi yazmak istiyorum. Önümüz yaz patlıcanlar biraz daha doğal çıksın, yani elinize aldığınız zaman sünger gibi değil, dolgun ve rengi daha patlıcan rengi gibi olduğu zaman, mayıs sonu gibi olabilir. Patlıcanları yıkayıp tuzlu suya koyduğunuzda siyah bir renk çıkmalı, şimdikiler gibi suyu sünger gibi çekmemeli.
Zeytinyağlı Patlıcan dolması
1 kg patlıcan
5 adet soğan
1 s bardağı pirinç
1 çaybardağı zeytinyağı
2 adet domates
2 çorba kaşığı kuru nane
Tuz, karabiber
Patlıcanları kiç soymadan yıkayın, ortalarından bölün, içlerini oyun, patlıcan içlerini hemen bir kaşık zeytinyağı ile tavada kısık ateşte pişirin. Oyduğunuz patlıcanları içi hazırlanana kadar tuzlu suda bekletin. Soğanları küp şeklinde doğrayın. Soğanları hiç yağsız tavaya koyup 10-15 dk kendi suların verip çekmesini sağlayın. Daha sonra yağı ekleyin, hafifçe kavurun. Patlıcan içleri, pirinçleri,karabiber,tuz,naneyi soğanlara ekleyin. 1 bardak su ilave edin. 2dk kaynasın.Ocağı kapatın, dolma içi dinlensin. Patlıcanları hazırladığınız içle doldurun. Çok sıkı ve çok dolu doldurmayın. Domatesleri dilimleyin, patlıcanlara kapak yapın. Patlıcan dolmalarının altına veya yanlarına bıçakla birer delik açın. Tencereye dik olarak dizin. Bir yemek kaşığı zeytinyağı gezdirin, tuz atın, kaynamış 1 bardak suyu ekleyin. 10-15 dakika kısık ateşte pişirin. Dinlendikten sonra afiyetle yiyin.
Daha önce de bahsettiğim gibi geçen hafta sanat okulunun açılışı yapıldı. Çok güzel oldu. Nisan ayının son haftası itibaren cafesi de faaliyette olacak. Özellikle her yaşta bale, piyano,vurmalı çalgılar,pilates,yoga, nefesli çalgılar, oryantal....gibi sanatın birçok dalında hizmet verecek.
MODA AKADEMİ- Kadıköy, yoğurtçu parkı bitişiğinde- İlgilenenlere tel no.0216-5410051. Bale Öğretmeni ÖNAY MİSER
Ben daha şimdiden yoga için hazırlanıyorum. Benim kurdeşenlere iyi geleceğini düşünüyorum. Arkasından bir müzik aleti çalmayı çok istiyorum. Aslında gönül bale yapmak ister ama bu saatten sonra bizlere yoga daha faydalı olacak diye düşünüyorum. Bence sizler de düşünün belki de içinizde kalan bir şey vardır. Denemek lazım, ruhumuzu aydınlatmak için.
Çok lezzetli bir patlıcan dolması tarifi yazmak istiyorum. Önümüz yaz patlıcanlar biraz daha doğal çıksın, yani elinize aldığınız zaman sünger gibi değil, dolgun ve rengi daha patlıcan rengi gibi olduğu zaman, mayıs sonu gibi olabilir. Patlıcanları yıkayıp tuzlu suya koyduğunuzda siyah bir renk çıkmalı, şimdikiler gibi suyu sünger gibi çekmemeli.
Zeytinyağlı Patlıcan dolması
1 kg patlıcan
5 adet soğan
1 s bardağı pirinç
1 çaybardağı zeytinyağı
2 adet domates
2 çorba kaşığı kuru nane
Tuz, karabiber
Patlıcanları kiç soymadan yıkayın, ortalarından bölün, içlerini oyun, patlıcan içlerini hemen bir kaşık zeytinyağı ile tavada kısık ateşte pişirin. Oyduğunuz patlıcanları içi hazırlanana kadar tuzlu suda bekletin. Soğanları küp şeklinde doğrayın. Soğanları hiç yağsız tavaya koyup 10-15 dk kendi suların verip çekmesini sağlayın. Daha sonra yağı ekleyin, hafifçe kavurun. Patlıcan içleri, pirinçleri,karabiber,tuz,naneyi soğanlara ekleyin. 1 bardak su ilave edin. 2dk kaynasın.Ocağı kapatın, dolma içi dinlensin. Patlıcanları hazırladığınız içle doldurun. Çok sıkı ve çok dolu doldurmayın. Domatesleri dilimleyin, patlıcanlara kapak yapın. Patlıcan dolmalarının altına veya yanlarına bıçakla birer delik açın. Tencereye dik olarak dizin. Bir yemek kaşığı zeytinyağı gezdirin, tuz atın, kaynamış 1 bardak suyu ekleyin. 10-15 dakika kısık ateşte pişirin. Dinlendikten sonra afiyetle yiyin.
Perşembe, Mart 22, 2007
Önümüzdeki günler içinde Kadıköy ilçesinde bulunan bir sanat okulunun cafesi ile ilgili bir çalışmam olacak. Bu yüzden yemek yapmayı ve yaratmayı seven, damak tadı gelişmiş, hep bir cafe hayali kuran ve ön deneyim kazanmak isteyen , çalışma arkadaşlarına ihtiyacımız var. Eğer böyle bir çalışmaya katılmak isteyen olursa mail adresimden bana ulaşabilir.
menevseelhan@hotmail.com
menevseelhan@hotmail.com
KÖKLER, SAPLAR, YAPRAKLAR
Niye böyle bir başlıkla başladım dersiniz. Bugün bizim burada pazar kuruluyor. Ispanak ve semizotu aldım. Semizotlarını alırken biraz yoğurtlu salata yaparım, kök ve sapları ile yemek, ıspanak içinde aynı şeyler geldi aklıma, sadece köklerini ayrı ayıkladım. Onları az haşlayıp sarmısak, zeytinyağı ve limonla salata yapabilirim.
Böylece sapları,kökleri ve yaprakları ayrı olarak farklı lezzetlerde, farklı yemek yapabileceğim. Ispanağın geri kalan yaprakları ile soğanla soteleyip kendi suyunu iyice çektirdikten sonra, bir fincan pirinç haşlayıp, sotelenmiş ıspanakla karıştırıp, fırın tepsisine yayıp üstüne de bir avuç kaşar serpip farklı bir ıspanak yemeği yapabiliriz. Semizotu yemeğini daha önce yazmıştım ama hatırlatmak için, bir kaşık zeytinyağında soğan ve sarmısakları soteleyip üstüne semizotlarını koyun, semizotu da bolca su salan bir sebze olduğu için, sularını saldıktan sonra bir fincan bulgur ekleyip güzel bir yemek yapabiliriz.
Her zaman yazıyorum, aslında bizler gerçekten şanslıyız. Bu kadar güzel sebzelerin bulunduğu bir ülkede yaşadığımız için, bu yüzden mutlaka semtinizde bulunan pazarlara mutlaka uğrayın. Büyük marketler de yıkanmış torbalara tıkılmış sebzelerden uzak durun. Gerçekten pazardaki ve marketteki arasında çok fark var.
Yemek yapmayı ve sunmayı seviyorsanız bu farkları zaten göreceksiniz. Hatta yurt dışına giden çok insanla tanıştık ve bu konuda konuştuk. Hepsi aynı fikirde bizim sebze ve meyvalarımız çok lezzetli, onların görüntüsü çok güzel olabiliyor ama tatlar hiçbir zaman bizim ülkemizdeki gibi değil. Eğer bizler bu tatları fark edip ailemize ve özellikle çocuklarımıza öğretmezsek, onlar da kendi çocuklarına bunları öğretemeyecek.
Niye böyle bir başlıkla başladım dersiniz. Bugün bizim burada pazar kuruluyor. Ispanak ve semizotu aldım. Semizotlarını alırken biraz yoğurtlu salata yaparım, kök ve sapları ile yemek, ıspanak içinde aynı şeyler geldi aklıma, sadece köklerini ayrı ayıkladım. Onları az haşlayıp sarmısak, zeytinyağı ve limonla salata yapabilirim.
Böylece sapları,kökleri ve yaprakları ayrı olarak farklı lezzetlerde, farklı yemek yapabileceğim. Ispanağın geri kalan yaprakları ile soğanla soteleyip kendi suyunu iyice çektirdikten sonra, bir fincan pirinç haşlayıp, sotelenmiş ıspanakla karıştırıp, fırın tepsisine yayıp üstüne de bir avuç kaşar serpip farklı bir ıspanak yemeği yapabiliriz. Semizotu yemeğini daha önce yazmıştım ama hatırlatmak için, bir kaşık zeytinyağında soğan ve sarmısakları soteleyip üstüne semizotlarını koyun, semizotu da bolca su salan bir sebze olduğu için, sularını saldıktan sonra bir fincan bulgur ekleyip güzel bir yemek yapabiliriz.
Her zaman yazıyorum, aslında bizler gerçekten şanslıyız. Bu kadar güzel sebzelerin bulunduğu bir ülkede yaşadığımız için, bu yüzden mutlaka semtinizde bulunan pazarlara mutlaka uğrayın. Büyük marketler de yıkanmış torbalara tıkılmış sebzelerden uzak durun. Gerçekten pazardaki ve marketteki arasında çok fark var.
Yemek yapmayı ve sunmayı seviyorsanız bu farkları zaten göreceksiniz. Hatta yurt dışına giden çok insanla tanıştık ve bu konuda konuştuk. Hepsi aynı fikirde bizim sebze ve meyvalarımız çok lezzetli, onların görüntüsü çok güzel olabiliyor ama tatlar hiçbir zaman bizim ülkemizdeki gibi değil. Eğer bizler bu tatları fark edip ailemize ve özellikle çocuklarımıza öğretmezsek, onlar da kendi çocuklarına bunları öğretemeyecek.
Pazartesi, Mart 19, 2007
Bahar geldi, pazarlar bezelye, enginar ve otlarla doldu. Şimdi biz olmayan kıştan dolayı biraz sersem durumdayız. Bu yüzden çok sağlıklı ve bizi bahara hazırlayacak bir çorba yazmak istiyorum. Bu çorbanın ön malzemesini, ben kendim için kurdeşenden dolayı ödem atmam için önermişlerdi. Ben evdeki herkesin içeceği hale getirdim. Hem lahanalar azalmaya başladı. Beyaz canım lahanalar bitmeden güzel bir çorba yapalım.
Lahanalı mercimek çorbası
½ lahana
2 demet maydanoz
4-5 adet soğan
1 yemek kaşığı yağ
1 bardak kırmızı mercimek
Tuz,karabiber,kırmızbiber
Büyükçe bir tencereye yarısından bir fazla su koyup ocağı yakın. Su kaynamaya başlarken lahana, maydanoz (kökleri ile birlikte), soğanları da dörde bölerek tencereye koyun. Bütün malzeme iyice pişsin. Lahanalar iyice yumuşayınca bir bardak mercimeği yıkayıp tencereye ekleyin. Mercimekler iyice pişsin. Bir el blendırı ile bütün malzemeyi iyice ezin. Biraz taneli olacak şekilde de olabilir. Ezilmiş ve koyulaşmış çorbaya tuz,yağ ve baharatları ekleyin. İsterseniz biraz limon ekleyebilirsiniz. Öğlen ve akşam büyükçe kaselerde için, hatta sadece akşam yemeği olarak içerseniz, sabahleyin çok zinde ve dinç kalkabilirsiniz.
Lahanalı mercimek çorbası
½ lahana
2 demet maydanoz
4-5 adet soğan
1 yemek kaşığı yağ
1 bardak kırmızı mercimek
Tuz,karabiber,kırmızbiber
Büyükçe bir tencereye yarısından bir fazla su koyup ocağı yakın. Su kaynamaya başlarken lahana, maydanoz (kökleri ile birlikte), soğanları da dörde bölerek tencereye koyun. Bütün malzeme iyice pişsin. Lahanalar iyice yumuşayınca bir bardak mercimeği yıkayıp tencereye ekleyin. Mercimekler iyice pişsin. Bir el blendırı ile bütün malzemeyi iyice ezin. Biraz taneli olacak şekilde de olabilir. Ezilmiş ve koyulaşmış çorbaya tuz,yağ ve baharatları ekleyin. İsterseniz biraz limon ekleyebilirsiniz. Öğlen ve akşam büyükçe kaselerde için, hatta sadece akşam yemeği olarak içerseniz, sabahleyin çok zinde ve dinç kalkabilirsiniz.
Salı, Mart 13, 2007
Hiç soğan çorbası yaptınız mı? Soğan bence kendi başına bir yemek, çünkü hani hep ağzımızda bir tekerleme gibi söylenen “soğan, ekmekle bile doyarım” çok doğru bir tanım. Evet isterseniz soğan ekmekle karnınızı doyurabilirsiniz. Bizim oralarda soğan gerçekten her yemeğin yanında katıktır. Gerçi biz “yemeğin içinde soğan var mı” varsa ben yemem diyen insanlarla karşılaştık.
Bizim evde soğan konusunda hiç problem yoktur. Hatta soğanları ay şeklinde doğrayıp fırında da balık mı pişirmedik, aynı şekilde doğranmış soğanlarla kiş mi yapmadık, yine aynı şekilde bol soğan doğrayıp kereviz bile pişirdik. Servis sırasında kerevizlerin ortasında bolca soğan çok lezzetli oluyor. Bizim oralarda soğarıç denilen soğan kavurması var, börek yapılır, çorbalara sos olarak dökülür, yine aynı şekilde pişmiş yemeğin üstüne dökülür. Bizim yaptığımızdan biraz daha fazla kavrulur ve tereyağı ile, biz daha az kavurup veya sotelemek diyelim, ya da soğanların kendi sularını salmasında biraz daha fazla pişirmek gibi.
Akşam yemeğinde bayat ekmekleriniz içinde böyle bir harç yapabilirsiniz. Önce soğanları ay doğrayın, yağsız ve susuz tavaya koyun, ocak kısık olsun, soğanlar önce kendi sularını versin, sonra 1 yemek kaşığı yağ ekleyin, sotelemeye devam edin, soğanlar tavaya serilince ocağı söndürün. Baharatla tatlandırın, kırmızı biber,karabiber,kekik,fesleğen, ekmek dilimlerinin üstüne koyun, eğer isterseniz birer küçük parça kaşar parçası her dilim üstüne, ısıtılmış fırında 10 dk fırınlayın. Çok lezzetli ve sağlıklı ekmek dilimleri, afiyet olsun
Bir küçük soğanla yapacağınız pirinç pilavı çok lezzetli olacaktır. Bulgur için bol soğanlı, yazın biberli,domatesli, soğan deyince insanın aklına çok çeşit yiyecek gelebiliyor. Soğan olamayan zeytinyağlı dolma duydunuz mu?
Çok sade leziz ve kolay bir soğan çorbası yaptım, sizlerde deneyin çok hoşunuz gidecektir.
Soğan Çorbası
6-7 tane soğan
2 yemek kaşığı zeytinyağı
3-4 kaşık un
5-6 su bardağı un
1 tatlı kaşığı şeker
Ekmek
Kaşar peyniri
Tuz,karabiber,kırmızıbiber
Soğanları ay şeklinde doğrayın, tencereye yağı ekleyip ocağı yakın. Soğanlar hafifce sotelenmeye başlasın. Soğanları iyice kendilerini salınca 1 tatlı kaşığı ilave edin. 4 kaşık unu soğanların üstüne dökün, beraber soteleyin. Kaynamış suyu ekleyin. İyice karıştırın. Tuz ve baharatları ekleyin. Özleşene kadar 15 dk kaynatın. Servis sırasında dilimlenmiş ekmekleri fırında kızartın, çorbayı kaseye koyun, üstüne kızarmış bir dilim ekmek, onun üstüne de rendelenmiş kaşarları dökün. Çok leziz bir çorba , bizim evde fotografı çekene kadar tükendiği için bir daha ki sefere fotografını koyacağım.
Bu arada kırmızı soğanı da unutmayalım. Nasıl güzel bir renk ve tat, aslında biz çok şanslıyız, bizim ülkemizde nereye giderseniz gidin, herzaman çok çeşitli ve lezzetli yiyecekler bulabiliriz. İş ki bunların kiymetini bilip, koruyalım.
Bizim evde soğan konusunda hiç problem yoktur. Hatta soğanları ay şeklinde doğrayıp fırında da balık mı pişirmedik, aynı şekilde doğranmış soğanlarla kiş mi yapmadık, yine aynı şekilde bol soğan doğrayıp kereviz bile pişirdik. Servis sırasında kerevizlerin ortasında bolca soğan çok lezzetli oluyor. Bizim oralarda soğarıç denilen soğan kavurması var, börek yapılır, çorbalara sos olarak dökülür, yine aynı şekilde pişmiş yemeğin üstüne dökülür. Bizim yaptığımızdan biraz daha fazla kavrulur ve tereyağı ile, biz daha az kavurup veya sotelemek diyelim, ya da soğanların kendi sularını salmasında biraz daha fazla pişirmek gibi.
Akşam yemeğinde bayat ekmekleriniz içinde böyle bir harç yapabilirsiniz. Önce soğanları ay doğrayın, yağsız ve susuz tavaya koyun, ocak kısık olsun, soğanlar önce kendi sularını versin, sonra 1 yemek kaşığı yağ ekleyin, sotelemeye devam edin, soğanlar tavaya serilince ocağı söndürün. Baharatla tatlandırın, kırmızı biber,karabiber,kekik,fesleğen, ekmek dilimlerinin üstüne koyun, eğer isterseniz birer küçük parça kaşar parçası her dilim üstüne, ısıtılmış fırında 10 dk fırınlayın. Çok lezzetli ve sağlıklı ekmek dilimleri, afiyet olsun
Bir küçük soğanla yapacağınız pirinç pilavı çok lezzetli olacaktır. Bulgur için bol soğanlı, yazın biberli,domatesli, soğan deyince insanın aklına çok çeşit yiyecek gelebiliyor. Soğan olamayan zeytinyağlı dolma duydunuz mu?
Çok sade leziz ve kolay bir soğan çorbası yaptım, sizlerde deneyin çok hoşunuz gidecektir.
Soğan Çorbası
6-7 tane soğan
2 yemek kaşığı zeytinyağı
3-4 kaşık un
5-6 su bardağı un
1 tatlı kaşığı şeker
Ekmek
Kaşar peyniri
Tuz,karabiber,kırmızıbiber
Soğanları ay şeklinde doğrayın, tencereye yağı ekleyip ocağı yakın. Soğanlar hafifce sotelenmeye başlasın. Soğanları iyice kendilerini salınca 1 tatlı kaşığı ilave edin. 4 kaşık unu soğanların üstüne dökün, beraber soteleyin. Kaynamış suyu ekleyin. İyice karıştırın. Tuz ve baharatları ekleyin. Özleşene kadar 15 dk kaynatın. Servis sırasında dilimlenmiş ekmekleri fırında kızartın, çorbayı kaseye koyun, üstüne kızarmış bir dilim ekmek, onun üstüne de rendelenmiş kaşarları dökün. Çok leziz bir çorba , bizim evde fotografı çekene kadar tükendiği için bir daha ki sefere fotografını koyacağım.
Bu arada kırmızı soğanı da unutmayalım. Nasıl güzel bir renk ve tat, aslında biz çok şanslıyız, bizim ülkemizde nereye giderseniz gidin, herzaman çok çeşitli ve lezzetli yiyecekler bulabiliriz. İş ki bunların kiymetini bilip, koruyalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)